
Sivas da andıç ürünü mü?
28 Şubat sürecinde gündemimize girdi, Andıç.28 Şubat'ın lideri Çevik Bir imzalı andıçla, gazeteciler Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand ile İHD Genel Başkanı Akın Birdal'ın isimlerinin PKK'lı Şemdin Sakık'ın ifadesinin arasına yerleştirilmesiydi. .Birand ve Çandar çok ağır bedeller ödedi, Sakık'ın ifadesinin yayınlanmasından sonra TİT tarafından 13 kurşunla vurulan Akın Birdal ölümden döndü.Daha sonra Sakık'ın ifadesinde böyle bir şeyin olmadığı ortaya çıktı.Andıç olayı ilginç bir şekilde 37 insanımızı kaybettiğimiz Sivas olaylarında da karşımıza çıktı.Zaman aşımı kararıyla birlikte Sivas olaylarını yeniden tartışıyoruz ama olay aydınlatılabilmiş değil.Sivas olaylarından 4 gün sonra TBMM'de kurulan ve Başkanlığını DYP Nevşehir milletvekili Osman Seyfi'nin yaptığı "Sivas Olaylarını Araştırma Komisyonu" çok kapsamlı bir rapor hazırlamıştı. Sivas olaylarının bir andıç ürünü olup olmadığı konusunu ise hem bu komisyonda görev alan hem de uzun süre Sivas Milletvekilliği yapan Abdullatif Şener ortaya atmıştı.Şener,18.01.2001 tarihinde dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından yanıtlanmasını istediği soru önergesinde, Şemdin Sakık'ın Sivas'ta terör faaliyetlerinde bulunurken Kuzey Irak'a sığındığını ve oradan Türkiye'ye getirildiğini belirterek, "Sivas olaylarında da bir andıç mevcut mudur?" diye sormuştu.Şener soru önergesinde bu konuda kitapları da olan Sivaslı yazar Salman Yüksel'in, Sivas olaylarının JİTEM merkezli bir çete tarafından organize edildiği iddialarına da yer vermişti.JİTEM'i kabul etmeyen devlet, dönemin Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu imzalı birkaç satırlık, basma kalıp yanıtında, TSK'nın yasa dışı bir faaliyetinin olmasının söz konusu olmadığı cevabını vermişti.Ancak Sivas olaylarını araştırmak üzere kurulan Meclis'in hazırladığı raporda ise karanlık noktalara işaret ediliyordu.Üzerinden 19 yıl geçmesine rağmen, raporda yer alan bazı soru işaretlerini paylaşmak istiyorum.-Eylem Cuma namazından sonra namaz sırasında dışarıda bekleyen ve namaz kılmamış olan 20-25 kişilik bir grup tarafından başlatılıyor.-Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu saat 15.30-15.40 arasında kalabalığa dağılması yönünde bir konuşma yapıyor. Bu konuşma etkili oluyor. Kalabalık dağılırken, küçük bir grup slogan atmak suretiyle topluluğu bir arada tutuyor. -Sivas Emniyet Müdürü Doğuhan Öner, Vali Ahmet Karabilgin'e, "Topluluğu dağıtalım mı?" diye sorduğunu ancak, "Hayır" cevabını aldığını belirtiyor.Tuğay Komutanı ise Vali'ye 3 kez, "Sorumluları neden almıyoruz" diye sorduğunu ancak,"Kontrolümüz altında" yanıtını aldığını belirtiyor.Sivas Emniyet Müdürü, komisyona verdiği bilgide topluluğun akşam 19.00'a kadar kontrol altında tutulduğunu ifade ediyor.Kalabalık dağıtılırsa Alevilerin oturduğu mahallelere dağılır, o nedenle bir arada tutuldu diye bir savunma getirilebilir. Dönemin Sivas Milletvekili Ziya Halis, Cumhurbaşkanı Demirel ile Başbakan Çiller'in güvenlik birimlerine "müdahale etmeyin" talimatı verdiğini belirtiyor. Bu bilgi de yukarıdakilerini tamamlıyor. Ama bu savunma topluluk psikolojisinin provokasyona ne kadar açık olduğunu bilmemekten öte bir anlam ifade etmez. Ziya Halis de, "Bu faciaya neden oldu" diyor. -Yetinilmiyor bir de, tepkiye neden olan heykel, depoya kaldırılmak üzere bir araca yüklenmişken, valiliğin emriyle kalabalığın ortasından geçiriliyor bu da öfkeli kalabalığı galeyana getiriyor.-Madımak Oteli'nin yakılması bir gece yarısı, gizli eller tarafından bir anda tezgahlanmıyor. Tam 8 saat boyunca öfkeli bir kalabalık İstasyon Caddesi ile Madımak Oteli'nin önünde gidip geliyor.Peki o sırada birkaç saatlik mesafedeki Kayseri ya da Tokat'tan takviye birlikler getirilemez mi? Sivas'taki askeri birlikleri dahi kullanmıyorlar ki.Ellerindeki askeri birliği saat 19.45'te olay yerine gönderiyorlar. Acemi erler geliyor, kalabalığın arkasında sıralanıyor.Neden kalabalığın arkasına diziliyorlar, neden otelde kalabalık arasında bir barikat oluşturmuyorlar ve neden kalabalığın dağılması için müdahale etmiyorlar?Neden neden...neden? Saat 20.05'te yangın başlıyor. Kademe kademe tırmanıyor. Alay Komutanı'nın emri üzerine özel tim olay yerine intikal ediyor. Ve havaya ateş açıyor. 3 dakika içinde kalabalıktan eser kalmıyor.Saat kaç? 21.03. Yani Madımak Oteli yanmış, insanlarımız içinde ölmüş.Peki bu özel tim daha önce getirilemez miydi? Bu kalabalık daha önce dağıtılamaz mıydı?Ama olay burada da bitmiyor?Bu kalabalık kaçarken, Sivas Kongresi'nin yapıldığı müzenin önündeki Atatürk büstünü yıkıyor.İki buçuk metrelik bir kaide üzerinde duruyor büst. 25-300 kilogram ağırlığında. Yapıldığı günden bu yana civataları sökülmediği için paslanmış. Ancak bu kalabalık 10 dakika içinde bu büstü söküyor ve bir mermer parçası dahi çatlatılmadan yere yıkıyor.Bir provokasyon ancak böyle olur.Sivas olayları meydana geldiğinde işbaşında DYP-SHP koalisyon hükümeti vardı. Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı, Sivas Valisi Ahmet Karabilgin ise Erdal Bey'in danışmanıydı. Olaylar başladığı andan itibaren topluluğu bir arada tutmak yerine dağıtılması tercih edilse, Sünni ve Alevi kesim üzerinde etkili insanlar devreye sokulsa Sivas bu utancı yaşamazdı.Onları da geçtim.Yine rapordan aktarıyorum.MİT olay günü saat 11.00'de olayın istihbaratını alıyor. "MİT İstihbarat Bölge Başkanı saat 11.30 sıralarında bu bilgiyi başka kimseyi bulamadığı için Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nden bir polise şifahi olarak ilettiğini, Müsteşarlığa da bildirdiğini söylemiştir"Peki olay başlamadan önce alınan istihbaratın gereği için ne yapıldı?Sonuç ortada.Ben tekrar andıç olayına dönmek istiyorum. Kimse bu sorudan kaçamaz.Burada amaç Alevi kesimi 28 Şubat'a doğal destekçi yapmak mıydı? (A.kadir SELVİ)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder