Şahin ATABEK

26 Haziran 2012 Salı






50 yıldır kayıp cami bulundu

Karaköy'deki Merzifonlu Camii, 1960'ta 'Rutubete dayanıksız' gerekçesiyle Kınalıada'ya taşınmak üzere söküldü.

Tuğlalarıyla Kınalıada İskelesi'ne dolgu yapıldığı ortaya çıkan caminin minberi ise Kasımpaşa'da bir camide buldu.

Kınalıada'da tekrar inşa edilmesi iddiasıyla 1960'ta söküldükten sonra kaybolan
Merzifonlu Camii'nin minberi yıllar sonra bulundu.
Fatih Sultan Mehmet'in mescit olarak yaptırdığı, ünlü İtalyan Mimar Raimondo D'Aronco tarafından da camiye çevrilen yapının tuğla malzemesinin ise Kınalıada'nın vapur iskelesinde dolgu malzemesi olarak kullanıldığı öğrenildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeme getirdiği tek parti döneminde satılan, kapatılan, ahıra veya depoya çevrilen camilerle ilgili ilginç bir ayrıntı ortaya çıktı. Kınalıada'ya yapılmak üzere Karaköy'deki yerinden sökülen ancak sonradan kaybolan Merzifonlu Camii'nin minberi yıllar sonra bulundu. Minber, Kasımpaşa'daki Karaimam Camisi'ne monte edildi. Caminin sökülen tuğla malzemesinin ise adanın iskelesinin dolgusunda kullanıldığı öğrenildi.

RUTUBETTEN ETKİLENİYORMUŞ!

1995'ten beri İstanbul'da kaybolan yapıların izini süren İstanbul Şehri Kültür Tarihi Araştırmaları Merkezi Başkanı Süleyman Faruk Göncüoğlu, binanın depreme dayanıklı olmadığı ve rutubetten etkilendiği gerekçesiyle söküldüğünü söyledi.

Göncüoğlu, "Bu gerekçeyle sökülerek tekrar inşasına karar verildi ve Kınalıada'da yapılması ön görülüyordu. Ancak sonradan anlaşıldı ki bu cami de 27 Mayıs 1960 darbesinden nasibini almış" diye konuştu.

1960 ihtilalinden sonra sökülen caminin tuğla malzemesinin Kınalıada'nın vapur iskelesi inşaatında dolgu malzemesi olarak kullanıldığını ifade eden Göncüoğlu, "Mescit 1935'te kadro dışı bırakılıp ibadete kapatılmıştı. Sonra da uzun bir süre ardiye olarak kullanılmıştı. İhtilalin akabinde de söküldü. Bugün o bölüm hâlâ boş duruyor. Caminin önündeki Ziraat Bankası binası olarak kullanılan yapı Türkiye'nin ilk resmi mason locasıydı. Bu nedenle yapı katakulliye getirildi. Nitekim yapının yolla veya harap düşmesiyle ilgisi yoktu" dedi.

"OKYANUSTA BİR DAMLA"

Göncüoğlu, camilerle ilgili olumsuz yaklaşımın sadece Merzifonlu Camii'yle sınırlı olmadığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Bu, okyanusta bir damla. Kaybolan ve heba edilen daha ne yapılar var. Bu tür yapılar bir mantığın tahribiyle alakalı. Sistematik bir tahribat söz konusuydu. Çünkü Beşiktaş'a gittiğinde Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi ve Sinan Paşa Cami'nin dışında kadim bir Osmanlı medeniyetinin var olduğunu ifade edemezsin. Aynı şekildeKaraköy'deki omescidi kaldırdığında tamamen kimliksiz bir lokal bölge ortaya çıkar. Amaç da buydu zaten."

FATİH DÖNEMİNDE İNŞA EDİLDİ

Karaköy'deki Merzifonlu Camii, meydanın doğusunda Halil Ağa ve Kemankeş Sokağı arasında bulunan fevkâni bir küçük camiydi. İlk olarak Fatih SultanMehmed döneminde (1451-1481) mescit olarak inşa edildi. Daha sonraları camiye çevrilip Merzifonlu Vakfı'na bağlandı. Deprem nedeniyle hayli harap bir duruma gelen mescit Sultan 2. Abdülhamid tarafından, 20. yüzyıl başı mimarlığının saygın isimlerinden İtalyan Raimondo D'Aronco'ya yeniden inşa ettirilerek cami olarak ibadete tekrar açılmıştı. (Bugün)
 

10 Haziran 2012 Pazar






Belgelerle Atatürk'ün mal varlığı 

Atatürk'ün 1937 yılında bağışladığı mal varlığı bilinse de, bugüne kadar gerçek belgeler üzerinden araştırıp kimse yayınlamadı. Başbakanlıktaki belgelere göre mal varlığı şöyle:
"Atatürk'ün oteli, lunaparkı, gazoz fabrikası, şarap imalathanesi, deri fabrikası, 2 fırını, 4 lokantası, 443 baş sığırı, 13.100 baş koyunu ve 2.450 adet tavuğu olduğunu biliyor muydunuz?
Atatürk'ün mal varlığı konusu, bağışlandığı 1937'den beri bilinse de, 1968'e kadar tartışma gündemine getirilmemiş. Fethi Naci'nin 1968 tarihli "100 Soruda Atatürk'ün Temel Görüşleri" kitabı bu konuya yer vermiş. Doğan Avcıoğlu "Türkiye'nin Düzeni"nde özet geçmiş. Nihayet çok okunduğu için Atatürk'ün mal varlığı bilgisini kamuoyuna mal eden eser 1970 Şubat'ında arz-ı endam etmiş kitapçı vitrinlerine: Yazan: İsmail Cem. Adı: "Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi".
Sol hareketlerin bu canlı yıllarında Atatürk ile de sert bir hesaplaşma içine girilmişti; yani o tarihte sol, henüz Kemalizm'e eklemlenmiş değildi. Atatürk devrimlerini 'sol devrim'in bir aşaması kabul ediyor ve aşılması gerektiğini savunuyorlardı. Tabii Cumhuriyet'in ilk yıllarında solun devlet eliyle ezilmesini de bir tür tabii afet gibi değerlendiriyorlardı.
Atatürk'ün 11 Haziran 1937'de Hazine'ye devrettiği ve kendisi tarafından çıkarılan mal varlığı dökümünün orijinaline Başbakanlık Arşivi'nde ulaştım ve tam ve hatasız bir şekilde burada yayımlayacağım. Ancak önce Türkiye'de Atatürk'ün ne kadar ciddiye alındığına dair birkaç cümle.
Fethi Naci bazı hatalarla "Söylev ve Demeçler"in 4. cildinden alıyor listeyi. İsmail Cem de listeyi Naci'den aktarıyor ama kaynağını yanlış yorumlayarak onun bu bilgileri Mazhar Leventoğlu'nun "Atatürk'ün Vasiyeti" kitabından aldığını yazıyor. Derken Cem'in kitabı da başkalarına 'kaynak' oluyor! ve aynı hatalar devam edip gidiyor. Kimse gidip Başbakanlık Arşivi'ndeki orijinaline bakma zahmetine katlanmadığı için liste yalan yanlış yayımlanıp duruyor.
Biri de şu listenin orijinalini yayımlayıp tartışmalara son vermiyor ne yazık ki. Aşağıdaki liste, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi'nde bulunan orijinal belgeden alınmış olup mesela önceki yayınlarda "çelik fabrikası" diye geçen ibarenin aslında "çeltik fabrikası" olduğu gibi vahim hataların düzeltilmiş şeklidir.
Hazırlattığı ve altına imza attığı listeye göre Atatürk Ankara'da Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesgut ve Çakırlar çiftliklerinden oluşan Orman Çiftliği ile Yalova'daki Millet ve Baltacı, Silifke'deki Tekir ve Şövalye çiftliklerinin, Hatay Dörtyol'daki portakal bahçesi ile Karabasamak çiftliğinin, ayrıca Tarsus'taki Piloğlu çiftliğinin sahibidir.
Atatürk, Hazine'ye bağışladığı malları 6 kalemde topluyor. İlk kalem, arazidir. Buna göre toplam 154 bin 729 dönüm araziye sahip olduğunu öğreniyoruz. Ayrıntılar şöyle:
A) 582 dönüm meyve bahçeleri,
B) 700 dönüm fidanlık (650 bin adet fidan),
C) 400 dönüm Amerikan asma fidanlığı (560 bin adet kök bağ çubuğu),
D) 220 dönüm bağ (88 bin adet bağ kütüğü),
E) 375 dönüm sebze bahçesi (Fethi Naci'de 370 çıkmış),
F) 220 dönüm zeytinlik (6.600 ağaçlık),
G) 1.654 ağacın bulunduğu 17 dönüm portakallık (F. Naci 27 dönüm demiş),
H) 15 dönem kuşkonmazlık, 100 dönüm park ve bahçe ile 2.650 dönüm çayır ve yoncalık,
İ) 1.450 dönüm orman, 148 bin dönüm tarıma elverişli arazi ve meralar.
Sonra bina ve tesisler geliyor. Buna göre 51 adet binanın sahibi olduğunu yazıyor Atatürk.
A) 45 adet yönetim binası ve ikametgâhı,
B) 7 adet 15 bin baş koyun kapasiteli ağıl,
C) Aydos ve Toros yaylalarında kurulan 6 adet mandıra, 8 adet at ve sığır ahırı,
D) 7 adet ambar, 4 adet samanlık ve otluk, 6 adet hangar ve sundurma,
E) 4 adet lokanta, gazino ve eğlence yerleri, lunapark, 2 adet fırın, 2 adet sera.
3. kısımda fabrika ve imalathanelerini sıralıyor. Belgeden Atatürk'ün birer adet bira, malt, buz, soda ve gazoz, deri, tarım aletleri ve demir fabrikası ile biri Ankara'da, diğeri Yalova'da olmak üzere 2 adet modern süt fabrikası bulunduğunu öğreniyoruz. Ayrıca yine Ankara ve Yalova'da birer geniş yoğurt imalathanesi, yılda 80 ton şarap üretme kapasitesine sahip bir şarap imalathanesi, elektrikli bir değirmeni, İstanbul'daki bir çeltik fabrikasında yüzde 40 hissesi, her biri 15'er ton kaşar, 1.000 teneke beyaz peynir, 600 teneke tuzlu yağ yapmaya elverişli 2 imalathanesi faal haldeymiş.
"Umumi tesisat" başlığı altında şu bilgilere yer verilmiş:
A) Ankara ve Yalova'da iki tavuk çiftliği,
B) Yalova'daki çiftliğinde iki özel iskele ve liman tesisatı,
C) 3'ü Ankara'da, 2'si İstanbul'da olmak üzere 5 adet satış mağazası,
D) Orman Çiftliği'nde kanalizasyon, sulama, telefon ve elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, özel yollar, içme ve su dağıtım şebekesi; Yalova ve Tekir çiftliklerinde de benzer tesisat.
E) Orman Çiftliği'nde çiftlik müzesi ile ufak çaplı bir hayvanat bahçesi tesisatı.
Listenin en ilginç kısmını ise canlı hayvanlar oluşturuyor. Buna göre Atatürk'ün,
A) Kıvırcık, merinos, karagül, karaman cinslerinden 13.100 baş koyunu,
B) Simental, Hollanda, Kırım, Jersey, Görensey, Halep ile yeni üretilen Orman ve Tekir ırklarından 443 baş sığırı,
C) İngiliz, Arap, Macar ve yerli ırklardan 69 adet koşu ve binek atı,
D) Legorn, Rhode Island ve yerli ırklardan 2.450 adet tavuğu varmış.
Liste bitmedi henüz. Son olarak sıra cansız demirbaşlarda.
Atatürk'ün cansız mal varlığı arasında 16 traktör, 13 harman ve biçerdöver makinesi ve o günün fiyatlarıyla 66 bin lira değerinde (bu rakam önce yazılıp sonra karalanmış) "bilumum" ziraat alet ve edevatı, 35 tonluk bir adet deniz motoru (Yalova Çiftliği'nde), 5 adet kamyon ve kamyoneti, 2 adet binek otomobili ile 19 adet çiftliklerin servislerinde çalıştırılan binek ve yük arabası bulunuyormuş.
Özetlersek Atatürk'ün 154 bin 729 dönüm araziye; belgede 51 yazıyor ama benim hesabıma göre 91 binaya; 6 fabrika, 5 imalathane, 1 değirmen ve 1 çeltik fabrikası ortaklığına; 2 tavuk çiftliğine, iki özel iskeleye, 5 mağazaya, çeşitli sulama vs. tesisatına, köprülere, müzeye ve hayvanat bahçesine; binlerce koyun, sığır, at ve tavuğa; traktör, deniz motoru, kamyon, kamyonet, otomobil ve servis araçlarına sahip olduğunu görüyoruz.
Sen ne diyorsun? diyenlere, gidin, laik ve Kemalist olduğundan kuşku duymadığınız İsmail Cem'in kitabını okuyun diyorum. İsmail Cem'in, Mustafa Kemal'in 1923'te Balıkesir'de söylediği şu sözleri sansürlemesi ne anlama geliyor, iyi düşünün:
"Kaç milyonerimiz var? Hiç. Bundan dolayı biraz parası olanlara da düşman olacak değiliz. Tersine memleketimizde birçok milyonerlerin, hatta milyarderlerin yetişmesine çalışacağız."(Mustafa Armağan)

5 Haziran 2012 Salı






Hayal Teknesi!
AK Parti'nin Türk Telekom Arena Stadı'nda tıklım tıklım dolu tribünler eşliğinde gerçekleştirdiği İstanbul İl Kongresi henüz hafızalarımızda çok taze, çünkü üzerinden yalnızca on gün geçti...
Buna mukabil, Başbakan Erdoğan'ın Arena Stadı'nın açılış merasiminde karşılaştığı protestoları çoktan unuttuk!
Oysa sadece bir buçuk yıl önceydi:
Başbakan, üzüntüsünü '600 trilyonun karşılığı bu olmamalıydı' diyerek dile getiriyor; Seyrantepe'deki stadın yapımında Galatasaray'ın tek bir kuruşu dahi olmadığını vurguluyordu.
Erdoğan'ın açılış töreninde yuhalanmasına kimler sevinmişti? Protestoları 'hangi cephe' Başbakan'ın ve hükümetin aleyhinde kullanmıştı?
Hiç olmazsa bunu hatırlıyoruzdur!
*
Açılışta yaşananlar, o dönemde kulübün başında bulunan Adnan Polat'ın sonu olmuştu.
O merasimin üzerinden yalnızca iki buçuk ay geçtikten sonra, gazetelerin spor sayfaları Adnan Bey'in nasıl nakavt olduğunu anlatıyordu...
'-Ağır Abi'ler dediğini yaptı ve Başkan'ı yıktı:
Adnan Polat'a DERİN DARBE' (Akşam, 28 Mart 2011)
-KONGRE İHTİLALİ: Adnan Polat gitti, Ünal Aysal geliyor' (Hürriyet, 28 Mart 2011)
*
Ağır Ağabeyler mi? Pek derin bir mevzudur...
2011'in 8 Mart'ında, Adnan Polat'ı istifaya davet eden ve kulübü erken seçime çağıran İnan Kıraç'tır! Bundan bir hafta öncesinde ise başkan adayının Ünal Aysal olduğunu açıklıyordu, İnan Bey...
... ... ...
Aysal'ın 'rekor oyla' kulüp başkanı seçilmesinin ardından konuşan Adnan Polat, 'G.Saray seçimlerini CHP kazandı' diyordu!
'İnan Kıraç'la aynı günlerde' Polat'a 'Haysiyetin varsa istifa et' diye seslenmiş olan Yerli Leon (J.R.) ise CHP ile ilgili sözlerinden dolayı ateş püskürdüğü Adnan Polat'ın kulüpten ihraç edilmesini istiyordu! (11 Haziran 2011)
Jean Reno Kardeş, 'ağabeyi' İnan Kıraç'la 'dar alanda kısa paslaşmalar' yapmayı pek seviyordu.
*
'Derin Darbe' ile devrilmeden önce, Adnan Polat için 'G.S. kulüp başkanlık koltuğunu işgal altında tutan zat!' diyordu, J.R!
Bu durumda, Ünal Aysal, 'o koltuğu (bir yıl önce) işgalden kurtarmış' oluyordu!
Vaktiyle, (1970-72) Koç Holding bünyesinde çalışan Ünal Bey'in, Vehbi Koç'un damadı İnan Kıraç için vazgeçilmez bir isim olduğunu söylemeye gerek var mı?
Ünal Aysal, MİT eski müsteşarlarından Şenkal Atasagun'un da 'kanka'sıdır. İkili, Galatasaray'dan okul arkadaşıydı. Atasagun ise Süleyman Demirel'e yakın bir isim olarak biliniyor. 11 Şubat 1998'de MİT Müsteşarlığına getirildiğinde Demirel Cumhurbaşkanı idi.
*
İnan Kıraç, 11 Ekim 2010'da Süleyman Demirel Üniversitesi'nde fahri doktora payesi alırken gözyaşlarını tutamamıştı.
'Baba' ile dostlukları eskidir. İnan Bey, SDÜ'nün akademik yılı açılış töreninde salona Süleyman Demirel ve Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte girmiş ve 'üçlü' uzun süre alkışlanmıştı. Kıraç ve Kılıçdaroğlu tören öncesinde rektörün odasında bir görüşme yapmışlar ve Süleyman Bey'in gelmesini beklemişlerdi.
Demirel, Isparta'dan Ankara'ya dönerken 'Gandi Kemal'i uçağına almıştı.
Ha, bu arada... Süleyman Bey'in kontenjanından CHP'ye vekil olan isimleri unutalı da çok oldu!
*
Peki, ya...
Kemal Kılıçdaroğlu'nu TESEV kurucusu yapan işadamı İnan Kıraç olabilir mi? (Kemal Bey, başka bir işadamının ismini vermişti; neden acaba?)
Soruları şöyle de sormak mümkün:
Kılıçdaroğlu Projesi'nde İnan Kıraç'ın rolü nedir?
Baykal Operasyonu'ndan üç ay kadar önce Deniz Bey'le görüşmeye gelen işadamı kimdi?
CHP'li Yılmaz Ateş 'Geldi, o ekibi listeye alma dedi, sonra Baykal tasfiye edildi' demişti, ya...
Hepsi 'tesadüf' tabii!
*
İki yıl önce 'Kemal Kılıçdaroğlu yeni Ecevit'tir' diye anons yapan 'Yerli Leon' Baykal'ın istifasının ardından şöyle yazmıştı:
'Deniz Bey yat satın aldı, bir sahil kasabasına yerleşiyor, siyasetten tamamen çekiliyor!'
Baykal, iddiaları yalanlıyor; gönderdiği tekzipte J.R'ın 'hayal teknesi'ne bindiğini söylüyordu!
Demek ki...
İnan Kıraç'ın 'Güvenilir kaynaklardan öğrendim, CHP birinci parti çıkacak!' şeklindeki kehanetini de J.R.'ın hayal teknesine bindirmemiz gerekiyormuş!
12 Haziran 2011 genel seçimi öncesinde başka ne olmuştu? İngiliz The Economist dergisi 'CHP'ye oy verin' çağrısında bulunmuştu!
Peki, derginin Türkiye temsilciliğini yürüten kadın yazar, hangi gazetede yazıyor?
'Yerli Jean Reno'nun yönettiği gazetede!
The Economist defalarca 'Türkiye için IMF anlaşması kaçınılmaz' diye yazmıştı, unuttuk gitti...
Merkez Bankası'nın eski başkanı Gazi Erçel mi?
O günlerde sütununda ısrarla 'IMF ile anlaşma şart!' diye (Aynen Mustafa Koç gibi) tutturmuştu da; Ankara IMF'ye 'Elveda' deyince pek üzülmüştü.
Gazi Bey'e gazetesinde köşe açan da...
'Hayal Teknesi'nin kaptanı J.R.'dı! (Tamer Korkmaz)
Not:Yerli leon-J.R=Fatih Altaylı'dır (Ş.A)